Sarımsağın İnsan Sağlığındaki Yeri

0

Sarımsağın İnsan Sağlığındaki Yeri
Kültür sebzeleri arasında yemeklik ve ilaçlık olarak kullanılan sarımsak, çok eski zamanlardan beri bilinen ve özellikle anavatanı olarak bilinen ülkelerde bol miktarda tüketilen bir sebzedir.

Halk arasında yüzyıllar boyunca birçok hastalık ve rahatsızlığa çare olmuş sarımsak, bugün bile modern tıbbın gelişmediği ve ulaşamadığı yerlerde, iştah açıcı, yaraları iyileştirici, tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, cinsel gücü artırıcı, kurt düşürücü, öksürük kesici, tifo, dizanteri ve damar tıkanıklığı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

Vücut antiseptiği, tansiyometre, hücre yenileyici, iştah açıcı, damarları genişletici, bağırsakta mikrop kırıcı, idrar söktürücü, ses kısıklığı, romatizma ve akciğer rahatsızlıklarını tedavi eden, sağlığa çok yararlı ve mucize afrodizyak özellikleri bulunan sarımsak, çiftçilerimiz tarafından “beyaz altın” olarak adlandırılmaktadır.

Sarımsak çok eski yıllardan beri tıbbi amaçlarla ve özellikle antimikrobiyal etkisi nedeniyle tüketilmektedir. Ancak sarımsak son yıllarda bu özelliği yanında, kolestrolü düşürücü, toksik etkiyi engelleyici, oksidasyon ve kanseri önleyici, yüksek tansiyonu, sinir sisteminin, kalp dolaşımını düzenleyici nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır.

1989 yılında Alman Eczacılar Birliği. etkili kullanımında hiçbir sakınca görülmeyen ve kişinin kendi kendini tedavi edebileceği bitkiler arasında, sarımsağı yılın bitkisi seçmiştir.

Sarımsağın bu olumlu etkileri yanında, bir de yan etkileri vardır. Fakat bu yan etkilerin oluşması için sarımsağın miktarda yenmesi gerekir. Uzmanlar uygun dozun, yemekle birlikte yenilmesi durumunda 10 gr kadar olmasında hemfikirdirler. Mide yanması ve ekşimesi ve uzun süreli ağrılar oluşturduğu için, aç karna yenilmemesi tavsiye edilmektedir. Sarımsak yağının aşırı kullanımı da, deride çürüme ve kangrene yol açtığı tespit edilmiştir. Çok aşırı miktarda sarımsak tüketimi kusma ve ishale sebep olmakta, ayrıca böbreklere de zarar vermektedir. Aşırı sarımsak tüketiminin bir başka yan etkisi de, bağırsaklarda gaz oluşturmasıdır. Sarımsak tozunu solumak da, Astım krizlerine, hassas bünyeli insanlarda ise alerjiye neden olmaktadır.

Sarımsak aşırı alındığında, hassas bünyeli insanlarda, baş ağrısı yapmakta, dimağa ve gözlere zarar vermekte, susuzluğa neden olmakta, safra kesesini tahrik etmekte ve ağız kokusunu bozmaktadır. Yedikten sonra sedef otu çiğneyerek ağız kokusunun önüne geçilebilmektedir.

Yemeklerde lezzet kaynağı olan, sağlığımızın korunmasında önemli olan bir işlev yürüten sarımsak, damar sertliği ve tıkanıklığını önlemekte, tansiyon ve kolestrolü düzenlemekte, kanı temizlemekte, kalp krizi riskini azaltmaktadır. Meme, prostat, mide ve kalınbağırsak kanserlerine yakalanma riskini azalttığı gibi hastalıkta ilerlemeyi yavaşlatmaktadır. Beyin kanaması ve inme riskini azaltmaktadır. Beyin hücrelerinin yenilenmesini hızlandırdığından Alzheimer ve Parkinson hastalıklarında olumlu etkileri gözlemlenmiştir. Koroner kalp hastalığı olan bazı hastalarda yapılan çalışmalarda, sarımsağın kolestrol , LDL ve trigliserid düzeylerini düşürdüğü saptanmıştır.

Sarımsağın mizacı hareketli ve kuru olup, vücuda kuvvetli derecede Sıcaklık vermektedir. Soğuk ve balgamlı mizaçlı kimselerle, felç olmaya ramak kalmış hastalar için tavsiye edilmektedir. Balgamı kestiği gibi, yellenmeye yardımcı olmaktadır. Sarımsak şişkinlikleri düşürücü, tıkanıkları açıcı ve macun olarak yılan ve akrep sokmalarına karşı bir panzehir ve zehiri alıcı olarak da kullanılabilmektedir. Sarımsak dişleri sirke, Tuz ve Bal ile karıştırılıp çürük diş üzerine bırakıldığında çürüğü parçalamakta ve dişi düşürmektedir. Bu karışım ağrılı diş üzerine bırakıldığında ise, ağrıyı azaltmakta ve kesmektedir. Sarımsaklı su ise yaraların iltihabını almaktadır.

Hindistan Tagor Medical Collage’den Dr. Arun Bordia düzenli sarımsak yemenin arter tıkanmalarını önlediğini, oluşan herhangi bir hasarın da kolayca giderildiğini fark etmiştir. Sarımsak konusunda yapılan araştırmaların öncülerinden olan Dr. Bordia düzenli sarımsak yiyen kalp hastalarında 2. yılın sonunda ölüm oranının % 50, 3. yılın sonunda ise % 66 oranında azaldığını görmüştür. Dr. Bordia çiğ ve pişirilmiş sarımsağın eklem ve vücut ağrılarında, astıma meyilli kişilerde etkili olduğu gibi, enerjiyi, dinçliği, libido artışını sağladığını ve iştah açtığını da söylemektedir.

Ekonomik olarak hiç de pahalı olmayan sarımsağın, yılda yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği kansere karşı etkili olarak kullanılabileceği anlaşılmıştır. Kurutulmuş sarımsağın ihtiva ettiği “kyolic” isimli bir madde üzerine çalışan Amerikalı bilim adamı Dr. Jhon Pinto, bu maddenin kanser hücrelerinin çalışma hızını % 70 azalttığını gözlemlemiştir.

Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde Kuzey Caroline Üniversitesi bilim adamları yaptıkları çalışmalarda, çiğ ve pişmiş sarımsak yiyenlerin, sarımsağı tüketmeyenlere oranla mide kanserine % 50 daha az yakalandıklarını tespit etmişlerdir. Sarımsak haplarının aynı etkiyi yapmadığını gören bilim adamları, sarımsağı bol miktarda tüketen insanlarda rektum kanseri riskinin de 2/3 oranında azaldığını belirtmişlerdir. Sarımsakta bu etkileri yapan maddenin ise isminin “callium bileşimleri” olduğu açıklanmıştır.

 

İngiliz Dr. J. Grunvald, günde bir diş sarımsak yemenin, kardiovasküler risk faktörleri için de potansiyel bir koruma sağladığını söylemektedir.

Zeytin ile beraber alınan sarımsak, hayzı ve idrarı söktürmekte, erkeklik kudretini ve meniyi artırmakta, cinsiyet organına kuvvet vermektedir. Sorgun söğüdü ve ban ağacı yağı ile karıştırılıp saçsız başa sürüldüğünde, saç çıkarmakta, saç dökülmesini ise engellemektedir. Çiğ olarak tüketilen sarımsak basura, iç organ ağrıları, akciğer yara ve ağrıları, safra kesesi, kulunç, siyatik ağrıları, unutkanlık ve kasık ağrılarına iyi gelmektedir. Sarımsağın yakısı göz kapağına sürülürse, gözde biriken iç kanı azaltmaktadır.

Newyork Devlet Üniversitesinde, Eczacılık Departmanı Başkanı Eric BLOC, sarımsağın antimikrobik etkiye sahip olduğunu, bu konuda aspirinle eşit, hatta onu geçen bir düzeyde olduğu tezini savunmaktadır.

Yine sarımsağın, kan ve kolestrol üzerindeki Pozitif etkilerinden başka, ruhsal durumu da düzelttiği, insanın kendini iyi ve mutlu hissetmesine yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma Hannover Üniversitesindeki Alman bilim adamları tarafından teyit edilmiştir.

 

İngiliz bilim adamlarına göre sarımsak, kolestrolü düşürmekte, kanda oluşan pıhtıları çözen sistemi aktif hale getirmekte ve içerdiği allicin maddesi ile mantar ve mikrop öldürücü etki yapmaktadır.

 

Sarımsağın tedavi edici elementi olan allicin 1944 yılında izole edilmiştir. Sarımsağa tipik koku ve lezzetini veren bu maddenin virüslere karşı da tedavi edici özelliği vardır. Rus bilim adamlarına göre allicin diğer birçok antibiyotikten farklı olup, zararlı bakterileri öldürürken, faydalı bakterilere etkisizdir. Bu madde Rusya’da nezleye karşı kullanılmaktadır. Son zamanlarda İngiliz bilim adamları, sarımsağım kandaki kolestrolü kontrol ettiğini, Japon bilim adamları ise B vitaminin alımını hızlandırdığını bulmuşlardır.

Amerikalıların “günde bir diş sarımsak, tutar doktoru uzak” özdeyişi ile anlam kazanan sarımsak, hem taze halde sebze gibi tek başına tüketilen, hem de kuru halde aroması ve kokusu ile mutfaklarda geniş kullanım alanı olan bir üründür. Ayrıca sarımsağın baş kısmının damıtılması ile yağı elde edilmekte ve bu yağ daha çok baharat kokulandırmada, eczacılıkta, mikrop öldürücü olarak bazı temizlik maddelerinde kullanılmaktadır. Sarımsağa dayalı sanayinin gelişmesiyle, sarımsak tozu, tableti ve suyu gibi yeni ürünler piyasaya sunulmaktadır.

 

Sarımsağın kokusundan şikayet edenlere, Japonya’da 1970 yılında kokusuz olanı da üretilmiştir. Yine Amerika Birleşik Devletlerinde şişelenmiş sarımsaklı makarna sosları ve dondurulmuş sarımsak üretimi yapılmaktadır.

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Yorum Yaz